Üye Girişi
Close

Üye Girişi






Kayıp Şifre?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

Bölümler

HEPSI - 0-9 - A - B - C - Ç - D - E - F - G - Ğ - H - I - İ - J - K - L - M - N - O - Ö - P - R - S - Ş - T - U - Ü - V - Y - Z


el-Hidaye - İnnin Bahsi E-Posta
Yazar İmam Merginani   
14 02 2010

CİNSEL İLİŞKİYE GÜÇSÜZ OLAN VEYA KENDİSİNDE BAŞKA BİR EKSİKLİK BULUNAN KİMSENİN BABI

 

Eğer bir kadının kocası cinsel ilişkide bulunmaktan âciz olur­sa, hâkim ona bir yıl mehil verir. Eğer bu süre içinde karısı ile cin­sel ilişkide bulunursa ne alâ, bulunamazsa ve karısı da isterse hâ­kim boşanmalarına karar verir. Hz. Ömer, Hz. Ali ve Abdullah İbn-i Mesud (Radıyallâhü anhümî)den bu şekilde rivayet olunmaktadır. Hem de kadınla cinsel ilişkide bulun­mak kadının bir hakkıdır. Kocasının kendisiyle cinsel ilişkide bulu­namaması ise, kendisinde yeni meydana gelen bir sebepten ileri ge­lebildiği gibi, yaradılışında mevcut olan bir eksiklik de olabilir. Bu­nun için ona bir yıl mehil verilir ki bu müddet içinde bu durumun neden ileri geldiği öğrenilsin. Zira bir yılda dört mevsim bulundu­ğu halde eğer bir yılda da cinsel ilişkide bulunamazsa, yaradılışta mevcut olan bir eksiklik olduğu anlaşılır, ki o zaman kadım nikâhı altında tutması zulüm olur. Bunun için eğer kendisi kadını boşamazsa hâkim onun yerine geçer de kadını boşar. Fakat hâkimin onu boşayabilmesi için kadının boşanmasını istemesi gerekir. Çün­kü boşanması onun kişisel bir hakkı olduğu için onun istemesi şart­tır.

Hâkimin bu karan ile kadın bir talâk ile ve fakat kesin olarak boşanmış olur. Zira hâkim, kadının kocası yerine kaim olduğu için boşanmalarına karar verince kadının kocası bizzat karısını boşarnış gibi olur. İmam-ı Şafii: “Hakimin karan kadını boşamak değil, nikâhı fesh etmektir” demiştir. Bize göre ise bu karar fesih değil, ancak kesin talâktır. Çünkü eğer kesin talâk olmazsa, koca­sı bir daha onu nikâhı altına alabilmesi gerekir, ki o zaman hâki­min karan mânâsız kalır.

Hâkimin karan ile boşanan bu kadına, eğer kocası kendisiyle, tenhalaşmış ise mehrin tamamı düşer. Zira cinsel ilişkiden âciz bi­le olsa, erkeğin kadınla tenhalaşması onunla cinsel ilişkide bulun­ması hükmündedir. Aynı sebebe binâen (kadına iddet de lâzım ge­lir) bu da eğer kadının kopası: “Ben onunla cinsel ilişkide bulun­madım” diye ikrar ederse böyledir.

Eğer erkek kadınla cinsel ilişkide bulunduğunu, kadın da bu­lunmadığını söyler ve kadın kız değil ise, söz erkeğin yeminli sözü­dür. Zira asıl, erkeğin -yaradılışı itibarıyla- cinsel ilişkiden âciz olmamasıdır. Eğer erkek yemin ederse kadının hakkı düşer. Yemin etmezse ona bir yıl mehil verilir. Eğer kadın kız ise ve kadınlar da ona bakıp kız olduğunu söylerlerse, yine bir yıl mehil verilir. Eğer kız olmadığını söylerlerse erkeğe yemin verilir. Eğer erkek yemin ederse kadının hakkı kalmaz. Yemin etmezse bir yıl mehil verilir. Eğer erkeğin tenasül organı kesik ise ve kadın da boşanmasını istiyor­sa boşanmasına hemen karar verilir. Çünkü erkeğin tenasül organı kesik olması halinde ona mehil vermenin bir yaran yoktur.

Cinsel ilişkiden âciz olan kimseye mehil verildiği gibi iğdiş olan kimseye de bir yıl mehil verilir. Çünkü iğdiş olan kimseden cinsel ilişkide bulunabilmesi umulur.

Cinsel ilişkiden âciz olan kimse eğer kendisine verilen bir yıl bittikten sonra: «ben cinsel ilişkide bulundum» der ve kadın da “Ha­yır yalan söylüyor” diye inkâr ederse kadınlar onu muayene eder­ler. Eğer kız olduğunu söylerlerse, o zaman kadın muhayyerdir. Çün­kü kadının doğru söylediği, onu muayene eden kadınların şahitli­ğiyle kanıtlanmış olur. Eğer kadınlar kız olmadığını söylerlerse ko­casına yemin verilir. Eğer kocası yemin etmezse kadın yine muhay­yer olur. Zira doğru söylediği, bu sefer kocasının yemin etmesin­den anlaşılır.

Eğer yemin ederse kadın muhayyer olmaz. Eğer ka­dın esasında dul olursa, yine söz erkeğin yeminli sözüdür. Zira -yu­karıda da söylediğimiz gibi- erkekte asıl -yaradılış itibarıyla- cin­sel ilişkiden âciz olmamasıdır.

Eğer kadın kocasını kabul edip boşanma davasından vaz geçer­se bir daha boşanma isteğinde bulunamaz. Çünkü hakkının düş­mesine kendisi razı olmuştur.

Sahih olan kavle göre mehil olarak verilen yıl kameri yıldır ve aybaşı âdeti günleriyle Ramazan ayı da yıldan sayılır. Çünkü yıl aybaşı âdetinin günleriyle ramazan ayından hali olamaz. Erkek ve­ya kadının hastalandığı günler ise -hastalıksız yıl olabildiği için- yıldan sayılmazlar.

Kadında bir kusur bulunduğu zaman, kusur ne olursa olsun Biz. Hanefilere göre (kocası nikâhını feshedemez. İmam-ı Şa­fiî: “Eğer kadının fecri kapalı olur, yahut cüzzam, alaca veya akü hastalıklarından birisi kendisinde bulunursa kocası nikâhını fes­hedebilir. Çünkü evlilikten maksad cinsel arzuyu tatmin etmektir. Bu kusurlardan birisi kendisinde bulunan kadınla ise, cinsel ilişki­de bulunmak ya mümkün değil, ya tiksindiricidir. Nitekim Peygam­ber Efendimiz (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm);

“Cüzzamlı olan kimseden arslandan kaçtığın gibi kaç” [1]  buyur­muştur” demiştir.

Biz diyoruz ki: eğer kadınla cinsel ilişkide bulunmanın imkân­sızlığı nikâhının feshini caiz kılsaydı, ölen kadınla cinsel ilişkide bu­lunmak büsbütün imkânsızdır. Bu kadının nikâhını feshetmek caiz olmadığına göre bu dört kusurdan birisi kendisinde bulunan kadı­nın nikâhını bozmanın caiz olmaması evleviyetle lâzım gelir.

Eğer cüzzam, alaca veya akü hastalıklarından birisi erkekte bu­lunursa -İmam Ebû Hanife ile İmam Ebû Yûsufa göre- kadının da nikâhım feshettirme yetkisi yoktur. İmam Muhammed ise: «ka­dın isterse feshettirebüir. Çünkü boşama yetkisine sahip olmadığı için eğer nikâhının feshi talebinde de bulunamazsa zulme uğramış olur. Bunun için, kocasının cinsel ilişkiden âciz veyahut tenasül or­ganının kesik olduğu zaman nasü nikâhının feshi talebinde'bulunabiliyorsa, bu durumda da öyledir. Erkek ise kadından boşama üe kurtulabildiği için kadın gibi değildir” demiştir. İmam Ebû Hanife ile imam Ebû Yûsuf da: “Kadının, nikâ­hını feshettirmesi kocasının hakkını ibtal olduğu için asıl olan, caiz olmamasıdır. Kocanın cinsel ilişkiden âciz veyahut tenasül organı­nın kesik olduğu zamanda ise, evliliğin esas gayesi olan cinsel ar­zunun tatmini mümkün olmadığı için kadına bu yetki verilmiştir. Kocada bu hastalıklardan, birinin bulunması halinde ise cinsel ar­zunun tatmini mümkündür. Bunun için iki durum arasında fark var­dır” demişlerdir. [2]


[1] Buhari (Tıp Cüzam Babı) c. S. s. 850

[2] Şeyhü'l-Îslâm Burhanüddîn Ebu'l-Hasan Ali b. Ebû Bekir Merginânî, Hidaye Tercümesi, Kahraman Yayınları: 2/133-135.

 
Kapa