Üye Girişi
Close

Üye Girişi






Kayıp Şifre?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

Bölümler

el-Hidaye - Lian Bahsi E-Posta
 

Yazan: İmam Merginani, Tarih: 14.02.2010 - 21:41

Okunma Sayısı : 1151


LİAN BAHSİ

 

Karısına zina isnad eden, yahut karnındaki çocuğun kendisin­den olmadığını söyliyen kimseye -eğer kan ile kocanın ikisi de şa­hitliğe ehil iseler, kadın da iffetli olup kendisine zina isnad eden kimseye ceza lâzım geliyor ve bu cezayı da kadın taleb ediyorsa Lian lâzım gelir. Lian -ki ona mülaane de denilir- biz Hanefilere göre kan ile kocanın birbirlerini yalancı çıkarmak için hâkimin huzurunda yemin ederek birbirleri aleyhinde şahitlik etmeleridir.

Lian, kadını zina suçu cezasından, erkeği de iftira suçu cezasın­dan kurtarır. Bunun içindir ki biz ikisinin de şahitliğe ehil kimse­lerden olmalarım şart koşuyoruz. Zira Cenâb-ı Hak (Azze ve Celle);

“Karılarına zina isnad edip de kendilerinden başka şahitleri bulun­mayanların şahitliği, kendisinin doğru söylediğine Allah'ı dört defa şahit tutmasıyla olur...” [1] buyurarak Hanı şahitlik diye ifâde bu­yurmuştur. Şahitlik ise .ancak şahitliğe ehil olan kimseden kabul olunur. Erkeğe lian lâzım gelmesi için kadının iffetli olup kendisi­ne zina isnad eden kimseye ceza lâzım gelmesi de gerekir. Çünkü eğer kadın iffetli olmazsa, kendisine zina isnad eden kimseye ce­za lâzım gelmez, ki kocası bu cezadan kurtulmak için lian yapmak zorunda kalsın. Kansına zina isnad eden kimseye lian lâzım gelme­si için. aynca kadının ona ceza talep etmesi gerekir. Çünkü bu, onun kişisel bir hakkı olduğu için -diğer haklarda olduğu gibi- onun talebine bağlıdır.

Eğer karısına zina isnad eden kimse lian etmeye yanaşmazsa, hâkim onu hapseder, tâ ki ya lian etsin, ya da “Ben ona iftira et­tim” desin. Çünkü lian kendisine vacip olmuş bir haktır ve bu hak­kı yerine getirmeye de gücü yeter.

Eğer karısına zina isnad eden kimse lian ederse metni yuka­rıda geçen âyete binâen lian bu sefer kadına lâzım gelir. Çünkü lian erkek ile kadının ikisine de terettüp eden karşılıktı bir haktır. Ancak şu var ki, erkek davacı olduğu için lian önce erkekten baş­lar.

Eğer kadın lian etmeye yanaşmazsa, bu sefer hâkim onu hapse­der. Tâ ki ya lian etsin, ya kocasını doğrulasın. Çünkü lian bu se­fer ona vacip olmuş bir hak olur ve bu hakkı yerine getirmeye gü­cü yeter.

Karısına zina isnad eden kimse eğer ya köle, ya gayr-ı müslim, ya daha önce birine zina isnad ettiği için cezalandırılmış ise, Han yapamaz, ona ceza lâzım gelir. Çünkü lian -yukarıda da geçtiği üzere- bize göre şahitliktir. Bunlar ise şahitliğe ehil değillerdir. Eğer karısına zina isnad eden kimse şahitliğe ehil olup da, kansı ya câriye, ya gayr-ı müslim, ya çocuk, deli veya iffetsiz olduğu için kendisine zina isnad eden kimseye ceza lâzım gelmiyorsa ona ne ceza, ne lian lâzım gelmez. Zira Peygamber Efendimiz (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm) :

“Dört kişi, kendileri ile kanlan arasında Han yoktur: Müslümanın kansı bulunan Yahudi veya Hıristiyan kadın hür kimsenin kansı bulunan câriye ve kölenin kansı bulunan hür kadın” [2] buyur­muştur. Eğer karısına zina isnad eden kimse ile karısının ikisi de da­ha önce başkasına zina etmekten dolayı ceza giymişlerse, kişiye ce­za lâzım gelir. Çünkü şahitliğe ehil olmadığı için lian edemez.

Lianın şekli şöyledir: Hâkim önce erkeğe emreder de, erkek dört kere: “Allah şahittir ki ona isnad ettiğim zina doğrudur” dedik­ten sonra beşinci kezde de: “Eğer yalan söylüyorsam Allah’ın lane­ti üzerime olsun” der ve her defasında kadına işaret eder. Bundan sonra kadın dört defa «Allah şahittir ki bana isnad ettiği zina ya­landır” dedikten sonra beşinci de: “Eğer bana isnad ettiği zina doğ­ru ise Allah'ın gazabına uğrayayım” der. Zira yukarıda metni ge­çen âyet-i kerimelerde Hanın bu şekilde yapılması emrolunmaktadır.

İmam Ebû Hanife'den gelen bir rivayete göre, kişi lian yaparken, kadına “Sana isnad ettiğim zina doğrudur” demek suretiyle hitap eder. Zira hitapta başka bir kadını kasdettiği, ihti­mali yoktur. Bununla beraber birinci şekilde de eğer -Ona- dediği zaman kadına işaret ederse yine de başka bir kadını kasdetmesi ih­timali yoktur.

Karı ile koca birbirleriyle lian ettikten sonra hâkimin onlan ayırması ile birbirlerinden boşanmış olurlar. İmam Züfer: Bizzat lian ile birbirlerinden boşanırlar. Zira Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in                “Birbirleriyle Han eden karı ile koca hiç bir zaman bir daha birleşemezler” [3] hadisinden, bizzat lian ile birbirlerinden boşandıkları anlaşılır” demiştir.

Biz diyoruz ki: Lian ile kadın ancak kocasına haram olur ve bunun için kocası onu boşamak zorunda kalır. Şayet kendisi kadı­nı boşamazsa -haksızlığa meydan vermemek için- hâkim onun ye­rine geçer. Karısı ile lian eden Uveymir el-lclani' nin lian yaptıktan sonra Peygamber Efendimiz'e: “Yâ Resûlallah, eğer ben onu nikâhım altında tutarsam, ona if­tira etmiş olurum. Benden üç talâk ile boş olsun” demesi de bunu göstermektedir. Zira eğer iian ile boşanma vâki olsaydı. Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ona: “Senin onu boşamana gerek yoktur. Çünkü Han ile senden bo­şanmadır” diyecekti. [4]

İmam Ebû Hanife ile İmam Muhammed'e göre hâkimin onları ayırması bir talâktır ve kesin boşanmadır. Eğer kişi: “Ben ona if­tira ettim” dese yeniden onu nikahlayabilir. İmam Ebû Yûsuf ise: “Lian ile kadın ona sürekli haram olur.” Zira Peygamber Efendimiz metni yukarıda geçen hadiste; “Birbirleriyle Lian eden erkek ile kadın artık hiç bir zaman birleşemezler” buyurmuştur. demiştir. İmam Ebû Hanife ile İmam Muhammed ise: “Kişi: “Ben ona iftira ettim” deyince liandan dönüş yapmış olur ve dolayısıyla lan hükmü or­tadan kalkar. Birbirleriyle bir daha evlenmemeleri ise Hanın hükmü kaldığı sürecedir” demişlerdir.

Eğer kişi, karısının doğurduğu çocuğun kendisinden olmadığı­nı söylerse hâkim çocuğun kendisinden olmadığına hükmeder ve ço­cuğu annesine verir. Buna dâir lianın şelki de böyledir: Hâkim ken­disine:

“Allah şahittir ki senin doğurduğun çocuk benden değildir” di­ye söylemesini emreder. Kadın da;

“Allah şahittir ki sen yalan söylüyorsun” der.

Eğer kişi karısına hem zina isnad eder, hem doğurduğu çocu­ğun kendisinden olmadığını söylerse, Lian yaparken ikisini de söy­ler ve hâkim, çocuğun kendisinden olmadığına hükmederek çocuğu annesine verir. Zira rivayet olunmaktadır ki Peygamber Efendimiz, (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Hilâl b. Ümeyye karısı­nın doğurduğu çocuğun Hilâl'dan olmadığına hükmetmiş ve çocuğu annesine vermiştir. [5]

Eğer kişi liandan dönüş yapar ve kadına iftira ettiğini söylerse iftira ettiği, ikrarı ile sabit olduğu için hâkim onu cezalandırır ve iki İmama göre kadınla yeniden evlenebilir. Çünkü iftira cezasını giymekle liana olan ehliyeti ortadan kalkar ve lian'a ehliyeti kallonca, lianın hükmü olan hürmet de kalkmış olur. Aynı sebebe bi­nâen eğer kişi bir yabancı kadına da zina isnad ettiği için ceza gi­yerse yine hüküm böyledir.

Eğer kişi karısına zina isnad ettiği zaman kadın küçük, yahut deli olursa, lian lâzım gelmez. Çünkü küçük, yahut deli olan kadı­na bir yabana zina isnad ettiği zaman yabancıya nasıl ceza lâzım gelmiyorsa, İian da cezanın yerine geçtiği için ona zina isnad eden kocasına da lianın lâzım gelmemesi gerekir. Karısına zina isnad eden kimse de eğer küçük veya deli olursa hüküm böyledir. Çün­kü küçük, yahut deli olan kimse şahitliğe ehil değildir. Dilsiz olan kimsenin karısına zina İsnad etmesi lianı gerektir­mez. Çünkü İian, zina isnadının cezası yerine geçtiğine göre ceza nasıl ancak sarih isnad ile hak oluyorsa İlan da öyledir.

İmam-ı Şafii ise: “Dilsiz olan kimsenin işareti de ko­nuşan kimsenin ifâdesi hükmündedir” demiştir.

Biz diyoruz ki: işaret ne kadar açık da olsa, kesin değildir. Su­çun kesin olmadığı durumlarda ise ceza lâzım gelmez. İmam Ebû Hanife ile İmam Züfer'e gö­re kişinin, karışma: “Kanundaki çocuk benden değildir” demesi lianı gerektirmez. Çünkü kadın gebe olup olmadığı kesin olarak bi­linemediği için kişi ona bu sözü söylemekle, zina isnad etmiş sa­yılmaz. İmam Ebü Yûsuf ile İmam Muhammed ise: “Eğer kadın alta aydan az bir süre içinde doğum yaparsa, Iian lâzım gelir. Çünkü o zaman, kişinin bu sözü söylerken kadının ge­be olduğu anlaşılır” demişlerdir. Biz diyoruz ki: Kişi bu sözü söy­lediği zaman kadına zina isnad etmiş sayılmayınca, ona sanki: “Eğer gebe isen senin çocuğun benden değildir” demiştir. Zina isnada ise şarta bağlanamaz.

Eğer kişi kadına: “Sen zina etmişsin ve kanundaki çocuk da benden değildir” dese, o zaman lianı gerektirir. Çünkü kadına “Sen zina etmişsin” sözü, zina isnadında sarihtir. Fakat hâkim, çocuğun ondan olmadığına hükmedemez. İmam-ı Şafii: “Hükme­der. Zira Hilâl b. Ümeyye karısına zina isnad ettiği za­man karısı gebe idi. Bununla beraber Peygamber Efendimiz (Sallal­lahü Aleyhi ve Sellem) çocuğun Hilâl'dan olmadığına hükmetmiştir” demiştir.

Biz diyoruz ki: Kadın doğum yapmadıkça gebe olup olmadığı kesin olarak bilinemediği için, ahkâm ancak doğumdan sonra, ge­beliğe terettüp eder. Peygamber Efendimiz ise, kadının gebe oldu­ğunu vahiy yolu ile bilmiştir.

Eğer doğumdan hemen sonra, yahut doğumu kutlamanın veya doğum için gereken eşyayı satın almanın âdet olduğu zaman içinde kişi çocuğun kendisinden olmadığını söylerse sözü dinlenir ve ken­disine lian lâzım gelir. Eğer bu zaman içinde söylemeyip sonradan söylerse, İmam Ebû Hanife'ye göre yine böyledir. Fakat çocuğun kendisinden olmadığına hükmedİIemez. İki İmam ise: “Eğer henüz loğusalık süresi bitmemiş ise hükmedilir” demişlerdir. İki İmam; “Çünkü bu sözün kısa bir zaman içinde söylendiği zaman kabul olunduğuna, uzun zamandan sonra söylendiği zaman ise kabul olun­madığına göre bu zaman için bir sınır koymak gerekir. Lohusalık da doğumun bir sonucu olduğu için biz onu sınır kabul ediyoruz” demişlerdir, İmam Ebû Hanife ise: “Davanın kabulü için sınırlı bir zaman tanımanın mânâsı yoktur. Zira kişiden bu da­vayı kabul etmek için zaman tanımak, ona düşünmek imkânını ver­mek içindir. Düşünmede ise insanların durumu değişiktir. Bunun için zamandan çok, duruma bakmak lâzımdır. Eğer kişi kutlamala­rı kabul ettikten, yahut doğum için gereken eşyayı satın aldıktan, yahut -hiç değilse- bunların yapılması âdet olduğu zaman geçtik­ten sonra bunu söylerse kabul olunmaz” demiştir.

Eğer kadın doğum yaparken kocası hazır olmayıp da sonradan gelirse, bu ihtilaflı olan süre onun geldiği tarihten itibaren başlar.

Eğer kadın bir karında iki çocuk doğurur ve kocası birinci ço­cuğun kendisinden olmadığını, ikinci çocuğun ise kendisinden oldu­ğunu söylerse, her iki çocuğun da kendisinin olduğu kanıtlanmış olur. Zira çocuklar ikiz oldukları için ikisi de aynı sudan oluşmuş­lardır, ve ona ceza lâzım gelir. Çünkü ikinci çocuğun kendisinden olduğunu söylemekle, yalan söylediğini ikrar etmiş olur. Eğer birin­ci çocuğun kendisinden olduğunu, ikinci çocuğun kendisinden olma­dığını söylerse, aynı sebebe binâen yine her iki çocuğun da kendi­sinin olduğu sabit olur. Ancak bu kez ona ceza değil, lian lâzım gelir. Çünkü ikinci çocuğun kendisinden olmadığını söylemekle ka­dına zina isnad etmiş ve bu isnadından da dönüş yapmamıştır. Bi­rinci çocuğun kendisinden olduğunu söylemesi ise daha öncedir. Böy­le durumda ise lian gerekir.[6]



[1] Nur: 24/5-7

[2] İbn-i Mâce, Lian s. 151; Darekutnî, Hudud c. 2 s. 356. Beyhaki, Lian c 7 s. 396-397

[3] Ebû Dâvud, Lian c. 1 s. 306, Darekutnî c. 2 s. 406

[4] Buhâri (Camide Tealün Babı) c. 2 s. 800

[5] Ebû Davud, Lian c. 1 s. 306

[6] Şeyhü'l-Îslâm Burhanüddîn Ebu'l-Hasan Ali b. Ebû Bekir Merginânî, Hidaye Tercümesi, Kahraman Yayınları: 2/127-132.

 


Son Güncelleme : 14.02.2010 - 21:41

   
Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın
Derlemeye Ekle
Yazdır
E-mail olarak gönder
Benzer Konular

Okuyucu yorumları  RSS feed Yorum
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

   (0 Oylama)

 


Yorumunuzu ekleyin
Sadece kayıtlı üyeler bir konuyu yorumlayabilir. Lütfen üye olun veya giriş yapın.

Gönderilen yeni yorum yok



mXcomment 1.0.6 © 2007-2012 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
< Önceki
Kapa