Karısına zina
isnad eden, yahut karnındaki çocuğun kendisinden olmadığını söyliyen kimseye
-eğer kan ile kocanın ikisi de şahitliğe ehil iseler, kadın da iffetli olup
kendisine zina isnad eden kimseye ceza lâzım geliyor ve bu cezayı da kadın taleb
ediyorsa Lian lâzım gelir. Lian -ki ona mülaane de denilir- biz Hanefilere göre
kan ile kocanın birbirlerini yalancı çıkarmak için hâkimin huzurunda yemin
ederek birbirleri aleyhinde şahitlik etmeleridir.
Lian, kadını
zina suçu cezasından, erkeği de iftira suçu cezasından kurtarır. Bunun içindir
ki biz ikisinin de şahitliğe ehil kimselerden olmalarım şart koşuyoruz. Zira
Cenâb-ı Hak (Azze ve Celle);
“Karılarına zina isnad edip de kendilerinden
başka şahitleri bulunmayanların şahitliği, kendisinin doğru söylediğine
Allah'ı dört defaşahit tutmasıyla olur...”[1]
buyurarak Hanı şahitlik diye ifâde buyurmuştur. Şahitlik ise .ancak şahitliğe
ehil olan kimseden kabul olunur. Erkeğe lian lâzım gelmesi için kadının iffetli
olup kendisine zina isnad eden kimseye ceza lâzım gelmesi de gerekir. Çünkü
eğer kadın iffetli olmazsa, kendisine zina isnad eden kimseye ceza lâzım
gelmez, ki kocası bu cezadan kurtulmak için lian yapmak zorunda kalsın. Kansına
zina isnad eden kimseye lian lâzım gelmesi için. aynca kadının ona ceza talep
etmesi gerekir. Çünkü bu, onun kişisel bir hakkı olduğu için -diğer haklarda
olduğu gibi- onun talebine bağlıdır.
Eğer karısına
zina isnad eden kimse lian etmeye yanaşmazsa, hâkim onu hapseder, tâ ki ya lian
etsin, ya da “Ben ona iftira ettim” desin. Çünkü lian kendisine vacip olmuş
bir haktır ve bu hakkı yerine getirmeye de gücü yeter.
Eğer karısına
zina isnad eden kimse lian ederse metni yukarıda geçen âyete binâen lian bu
sefer kadına lâzım gelir. Çünkü lian erkek ile kadının ikisine de terettüp eden
karşılıktı bir haktır. Ancak şu var ki, erkek davacı olduğu için lian önce
erkekten başlar.
Eğer kadın
lian etmeye yanaşmazsa, bu sefer hâkim onu hapseder. Tâ ki ya lian etsin, ya
kocasını doğrulasın. Çünkü lian bu sefer ona vacip olmuş bir hak olur ve bu
hakkı yerine getirmeye gücü yeter.
Karısına zina
isnad eden kimse eğer ya köle, ya gayr-ı müslim, ya daha önce birine zina isnad
ettiği için cezalandırılmış ise, Han yapamaz, ona ceza lâzım gelir. Çünkü lian
-yukarıda da geçtiği üzere- bize göre şahitliktir. Bunlar ise şahitliğe ehil
değillerdir. Eğer karısına zina isnad eden kimse şahitliğe ehil olup da, kansı
ya câriye, ya gayr-ı müslim, ya çocuk, deli veya iffetsiz olduğu için kendisine
zina isnad eden kimseye ceza lâzım gelmiyorsa ona ne ceza, ne lian lâzım
gelmez. Zira Peygamber Efendimiz (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm) :
“Dört kişi, kendileri ile kanlan arasında Han
yoktur: Müslümanın kansı bulunan Yahudi veya Hıristiyan kadın hür kimsenin
kansı bulunan câriye ve kölenin kansı bulunan hür kadın”[2] buyurmuştur.
Eğer karısına zina isnad eden kimse ile karısının ikisi de daha önce başkasına
zina etmekten dolayı ceza giymişlerse, kişiye ceza lâzım gelir. Çünkü
şahitliğe ehil olmadığı için lian edemez.
Lianın şekli
şöyledir: Hâkim önce erkeğe emreder de, erkek dört kere: “Allah şahittir ki ona
isnad ettiğim zina doğrudur” dedikten sonra beşinci kezde de: “Eğer yalan
söylüyorsam Allah’ın laneti üzerime olsun” der ve her defasında kadına işaret
eder. Bundan sonra kadın dört defa «Allah şahittir ki bana isnad ettiği zina yalandır”
dedikten sonra beşinci de: “Eğer bana isnad ettiği zina doğru ise Allah'ın
gazabına uğrayayım” der. Zira yukarıda metni geçen âyet-i kerimelerde Hanın bu
şekilde yapılması emrolunmaktadır.
İmam Ebû
Hanife'den gelen bir rivayete göre, kişi lian yaparken, kadına “Sana isnad
ettiğim zina doğrudur” demek suretiyle hitap eder. Zira hitapta başka bir
kadını kasdettiği, ihtimali yoktur. Bununla beraber birinci şekilde de eğer
-Ona- dediği zaman kadına işaret ederse yine de başka bir kadını kasdetmesi ihtimali
yoktur.
Karı ile koca
birbirleriyle lian ettikten sonra hâkimin onlan ayırması ile birbirlerinden boşanmış
olurlar. İmam Züfer: Bizzat lian ile birbirlerinden boşanırlar. Zira Peygamber
Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in“Birbirleriyle Han eden karı ile koca hiç bir zaman bir daha birleşemezler”[3]
hadisinden, bizzat lian ile birbirlerinden boşandıkları anlaşılır” demiştir.
Biz diyoruz
ki: Lian ile kadın ancak kocasına haram olur ve bunun için kocası onu boşamak
zorunda kalır. Şayet kendisi kadını boşamazsa -haksızlığa meydan vermemek
için- hâkim onun yerine geçer. Karısı ile lian eden Uveymir el-lclani' nin
lian yaptıktan sonra Peygamber Efendimiz'e:“Yâ Resûlallah, eğer ben onu nikâhım altında
tutarsam, ona iftira etmiş olurum. Benden üç talâk ile boş olsun” demesi de
bunu göstermektedir. Zira eğer iian ile boşanma vâki olsaydı. Peygamber
Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ona:“Senin
onu boşamana gerek yoktur. Çünkü Han ile senden boşanmadır” diyecekti. [4]
İmam Ebû
Hanife ile İmam Muhammed'e göre hâkimin onları ayırması bir talâktır ve kesin
boşanmadır. Eğer kişi: “Ben ona iftira ettim” dese yeniden onu nikahlayabilir.
İmam Ebû Yûsuf ise: “Lian ile kadın ona sürekli haram olur.” Zira Peygamber
Efendimiz metni yukarıda geçen hadiste;“Birbirleriyle Lian eden erkek
ile kadın artık hiç bir zaman birleşemezler” buyurmuştur. demiştir. İmam Ebû Hanife ile İmam Muhammed ise: “Kişi: “Ben
ona iftira ettim” deyince liandan dönüş yapmış olur ve dolayısıyla lan hükmü ortadan
kalkar. Birbirleriyle bir daha evlenmemeleri ise Hanın hükmü kaldığı sürecedir”
demişlerdir.
Eğer kişi,
karısının doğurduğu çocuğun kendisinden olmadığını söylerse hâkim çocuğun
kendisinden olmadığına hükmeder ve çocuğu annesine verir. Buna dâir lianın
şelki de böyledir: Hâkim kendisine:
“Allah
şahittir ki senin doğurduğun çocuk benden değildir” diye söylemesini emreder.
Kadın da;
“Allah
şahittir ki sen yalan söylüyorsun” der.
Eğer kişi
karısına hem zina isnad eder, hem doğurduğu çocuğun kendisinden olmadığını
söylerse, Lian yaparken ikisini de söyler ve hâkim, çocuğun kendisinden
olmadığına hükmederek çocuğuannesine verir. Zira rivayet olunmaktadır ki Peygamber Efendimiz, (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) Hilâl b. Ümeyye karısının doğurduğu çocuğun Hilâl'dan
olmadığına hükmetmiş ve çocuğu annesine vermiştir. [5]
Eğer kişi
liandan dönüş yapar ve kadına iftira ettiğini söylerse iftira ettiği, ikrarı
ile sabit olduğu için hâkim onu cezalandırır ve iki İmama göre kadınla yeniden
evlenebilir. Çünkü iftira cezasını giymekle liana olan ehliyeti ortadan kalkar
ve lian'a ehliyeti kallonca, lianın hükmü olan hürmet de kalkmış olur. Aynı
sebebe binâen eğer kişi bir yabancı kadına da zina isnad ettiği için ceza giyerse
yine hüküm böyledir.
Eğer kişi
karısına zina isnad ettiği zaman kadın küçük, yahut deli olursa, lian lâzım
gelmez. Çünkü küçük, yahut deli olan kadına bir yabana zina isnad ettiği zaman
yabancıya nasıl ceza lâzım gelmiyorsa, İian da cezanın yerine geçtiği için ona
zina isnad eden kocasına da lianın lâzım gelmemesi gerekir. Karısına zina isnad
eden kimse de eğer küçük veya deli olursa hüküm böyledir. Çünkü küçük, yahut
deli olan kimse şahitliğe ehil değildir.Dilsiz olan kimsenin karısına zina İsnad etmesi lianı gerektirmez.
Çünkü İian, zina isnadının cezası yerine geçtiğine göre ceza nasıl ancak sarih
isnad ile hak oluyorsa İlan da öyledir.
İmam-ı Şafii
ise: “Dilsiz olan kimsenin işareti de konuşan kimsenin ifâdesi hükmündedir”
demiştir.
Biz diyoruz
ki: işaret ne kadar açık da olsa, kesin değildir. Suçun kesin olmadığı
durumlarda ise ceza lâzım gelmez.İmam Ebû Hanife ile İmam Züfer'e göre kişinin, karışma: “Kanundaki
çocuk benden değildir” demesi lianı gerektirmez. Çünkü kadın gebe olup olmadığı
kesin olarak bilinemediği için kişi ona bu sözü söylemekle, zina isnad etmiş
sayılmaz.İmam Ebü
Yûsuf ile İmam Muhammed ise: “Eğer kadın alta aydan az bir süre içinde doğum
yaparsa, Iian lâzım gelir. Çünkü o zaman, kişinin bu sözü söylerken kadının gebe
olduğu anlaşılır” demişlerdir. Biz diyoruz ki: Kişi bu sözü söylediği zaman
kadına zina isnad etmiş sayılmayınca, ona sanki: “Eğer gebe isen senin çocuğun
benden değildir” demiştir. Zina isnada ise şarta bağlanamaz.
Eğer kişi
kadına: “Sen zina etmişsin ve kanundaki çocuk da benden değildir” dese, o zaman
lianı gerektirir. Çünkü kadına “Sen zina etmişsin” sözü, zina isnadında
sarihtir. Fakat hâkim, çocuğun ondan olmadığına hükmedemez. İmam-ı Şafii: “Hükmeder.
Zira Hilâl b. Ümeyye karısına zina isnad ettiği zaman karısı gebe idi. Bununla
beraber Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) çocuğun Hilâl'dan
olmadığına hükmetmiştir” demiştir.
Biz diyoruz
ki: Kadın doğum yapmadıkça gebe olup olmadığı kesin olarak bilinemediği için,
ahkâm ancak doğumdan sonra, gebeliğe terettüp eder. Peygamber Efendimiz ise,
kadının gebe olduğunu vahiy yolu ile bilmiştir.
Eğer doğumdan
hemen sonra, yahut doğumu kutlamanın veya doğum için gereken eşyayı satın
almanın âdet olduğu zaman içinde kişi çocuğun kendisinden olmadığını söylerse
sözü dinlenir ve kendisine lian lâzım gelir. Eğer bu zaman içinde söylemeyip
sonradan söylerse, İmam Ebû Hanife'ye göre yine böyledir. Fakat çocuğun
kendisinden olmadığına hükmedİIemez. İki İmam ise: “Eğer henüz loğusalık süresi
bitmemiş ise hükmedilir” demişlerdir. İki İmam; “Çünkü bu sözün kısa bir zaman
içinde söylendiği zaman kabul olunduğuna, uzun zamandan sonra söylendiği zaman
ise kabul olunmadığına göre bu zaman için bir sınır koymak gerekir. Lohusalık
da doğumun bir sonucu olduğu için biz onu sınır kabul ediyoruz” demişlerdir, İmam
Ebû Hanife ise: “Davanın kabulü için sınırlı bir zaman tanımanın mânâsı yoktur.
Zira kişiden bu davayı kabul etmek için zaman tanımak, ona düşünmek imkânını
vermek içindir. Düşünmede ise insanların durumu değişiktir. Bunun için
zamandan çok, duruma bakmak lâzımdır. Eğer kişi kutlamaları kabul ettikten,
yahut doğum için gereken eşyayı satın aldıktan, yahut -hiç değilse- bunların
yapılması âdet olduğu zaman geçtikten sonra bunu söylerse kabul olunmaz”
demiştir.
Eğer kadın
doğum yaparken kocası hazır olmayıp da sonradan gelirse, bu ihtilaflı olan süre
onun geldiği tarihten itibaren başlar.
Eğer kadın
bir karında iki çocuk doğurur ve kocası birinci çocuğun kendisinden
olmadığını, ikinci çocuğun ise kendisinden olduğunu söylerse, her iki çocuğun
da kendisinin olduğu kanıtlanmış olur. Zira çocuklar ikiz oldukları için ikisi
de aynı sudan oluşmuşlardır, ve ona ceza lâzım gelir. Çünkü ikinci çocuğun
kendisinden olduğunu söylemekle, yalan söylediğini ikrar etmiş olur. Eğer birinci
çocuğun kendisinden olduğunu, ikinci çocuğun kendisinden olmadığını söylerse,
aynı sebebe binâen yine her iki çocuğun da kendisinin olduğu sabit olur. Ancak
bu kez ona ceza değil, lian lâzım gelir. Çünkü ikinci çocuğun kendisinden
olmadığını söylemekle kadına zina isnad etmiş ve bu isnadından da dönüş
yapmamıştır. Birinci çocuğun kendisinden olduğunu söylemesi ise daha öncedir.
Böyle durumda ise lian gerekir.[6]